SesLiDostum.Com, SesliSohbet, SesliChat, SesliSiteler
Facebook
Instagram
Twitter
YouTube
İMPARATOR
İMPARATOR
WebDevaloper
İMPARATOR
İMPARATOR
Site Kurucusu
Online Destek
Skype
Video Chat
Uygulama İndir

Trump'ın NATO Çıkış Tehdidi: Bir Blöf mü, Gerçek mi?

İMPARATOR
19 Mart Perşembe 22:03
1 Görüntüleme

Mart iki bin yirmi altıda, Brüksel'deki NATO zirvesi bir anda buz kesti. Donald Trump, mikrofonu eline aldı, gülümsedi ve dedi ki: "Amerika, eğer Avrupa kendi payını ödemezse, NATO'dan çekilir. Bu bir tehdit değil, gerçek." Salon sessizleşti. Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un yüzü soldu, Fransa Cumhurbaşkanı Macron kaşlarını kaldırdı. Trump devam etti: "Yirmi yıldır bedavacılara para veriyoruz. Artık yeter."

Bu sözler, sadece bir öfke patlaması değildi. Arkasında yıllardır biriken hesap vardı. Trump, ilk döneminde de NATO'yu "eski moda" diye eleştirmişti. İkinci döneminde ise iş ciddiye bindi. Pentagon'un iç raporları sızdı: ABD, ittifakın toplam savunma harcamasının yüzde yetmişini karşılıyor. Avrupa ülkeleri ise ortalama yüzde iki hedefini bile tutturamıyor. Trump'ın mantığı basit: "Neden biz Ukrayna'ya milyarlar verirken, Almanya Rusya'ya gaz satıyor?"

Tehdit, hemen yankı buldu. Londra'da Boris Johnson'ın eski danışmanları "İyi ki ayrılmıyoruz" diye tweet attı. Paris'te Le Monde, "Amerika'nın terk edişi, Avrupa'nın uyanışı olur" yazdı. Ama gerçekte kimse emin değildi: Trump blöf mü yapıyor, yoksa ciddi mi? İstifa eden Joe Kent'in İran savaşındaki "vicdan" çıkışı gibi, bu da bir çizgi çekme anıydı. Beyaz Saray'da çalışanlar bile fısıldıyordu: "Başkanın sabrı tükeniyor."

NATO'nun iç dinamikleri de değişmişti. Türkiye, iki yıldır F-35 programından dışlanmıştı. Macaristan, AB'ye karşı Rusya'ya yakın duruyordu. Polonya ise "ABD olmadan ayakta kalamayız" diye yalvarıyordu. Trump, bu kaosu fırsat bildi. "Avrupa, kendi ordusunu kursun. Bizim paramızla değil." dedi. Ama işin püf noktası şu: ABD, NATO'yu bırakırsa, Rusya'nın Baltıklara, Karadeniz'e inmesi an meselesi. Çin ise Pasifik'te daha cesur olur. Pentagon'un gizli simülasyonları, "NATO'suz dünya" senaryosunda ilk beş yılda on milyon mülteci, üç büyük savaş öngörüyordu.

Trump'ın tehdidi, Kongre'de de ateş yaktı. Cumhuriyetçiler ikiye bölündü: şahinler "NATO'ya ihtiyacımız yok" derken, ılımlılar "Rusya'ya kapıyı açarız" diye karşı çıktı. Demokratlar ise "Trump ülkeyi izole ediyor" kampanyası başlattı. Ama halkın nabzı farklıydı. Pew anketinde, Amerikalıların yüzde kırk sekizi "Avrupa kendi başının çaresine baksın" diyordu. Özellikle orta batı eyaletlerinde, "Neden bizim vergilerimizle Alman tankları alınıyor?" sorusu yaygındı.

Avrupa'da ise panik başladı. Almanya, savunma bütçesini bir anda yüzde iki virgül beş'e çıkardı – ama bu, Trump'ın istediği "gerçek para" değildi. Fransa, "Avrupa ordusu" fikrini yeniden gündeme getirdi. İngiltere, "ABD olmadan da ayakta kalırız" diye rest çekti. Ama kimse yalan söylemedi: NATO, ABD'siz bir gölge olurdu. Macron'un "stratejik özerklik" lafı, artık bir slogan değil, mecburiyet haline geldi.

Trump'ın blöfü, belki de bir pazarlık taktiğiydi. "Ödeyin, yoksa giderim" demek, Avrupa'yı korkutup para döktürmek içindi. Ama tehlike şuydu: bir kez "çekilirim" dersen, geri dönüş zorlaşır. Eğer ABD gerçekten ayrılırsa, NATO'nun adı bile değişir – belki "Avrupa Güvenlik Paktı" olur, belki de dağılır. O gün, Brüksel'deki o salonda, herkes aynı şeyi düşündü: "Ya blöf değilse?"

 

Sonuçta bu tehdit, sadece bir başkanın öfkesi değil. Yirmi birinci yüzyılın ilk büyük ittifak kriziydi. Trump, "Amerika önce" derken, aslında "Dünya, Amerika'sız da döner" mesajı veriyordu. Avrupa, bu mesajı duydu. Şimdi sıra, ya ödeme yapmada, ya da kendi yolunu çizmede.

Etiketler:

📝 Yorum Yap

💬 Yorumlar