Sesli sohbet siteleri ve sesli platformlar, aslında bir sosyal laboratuvarlardır. Yazışmadan farklı; burada sesin rengi, nefesin ritmi ve hareketlerimiz hatta “hımm” deyişin bile seni ele veriyor. Yeni arkadaşlık kurmak için en temiz yol bu: maskesiz, filtresiz.
İlk “alo” dediğin anda başlıyor. Karşıdaki “merhaba, ben Ayşe” diyor, sen “ben Güngör” diyorsun. Ve birden, sanki kahvehanede yan masada oturuyormuşsun gibi hissediyorsun. Konu açılıyor: “Hava nasıl oralarda?”, “Bugün ne yaptın?”, “O şarkıyı sever misin?”... Küçük cümleler, büyük bağlar.
En güzeli şu: ses yalan söylemez. Birinin gülüşü sahte mi, içten mi, bir saniyede anlıyorsun. “Aa, sen de mi o diziyi izliyorsun?” dediğinde, sesindeki heyecan gerçekse, arkadaşlık başlamış demektir.
Tabii, bazen garip anlar oluyor. “Sesin tanıdık geldi” diyorsun, o da “senin de” diyor. Sonra bir bakıyorsun, aynı şehirde yaşıyorsunuz. Ya da “benim kedim de öyle mırıldanır” diye gülüyorsunuz. Ve işte, o an yeni bir dostluk doğuyor.
Sesli sohbetlerde arkadaşlık hızlı ilerler. Yazışmada günler süren “nasılsın”lar, burada beş dakikada “kanka”ya dönüşür. Çünkü kulaklık, duvarı kaldırır. Uzaklık yok, zaman yok. Gece yarısı “uyumadın mı?” diye sorarsın, “hayır, seninle konuşuyorum” cevabı gelir.
Yeni arkadaşlıklar burada doğar: biri müzik paylaşır, diğeri yemek tarifi verir, bir başkası “dün ağladım” der, sen “ben de” dersin. Ve birden, yalnız değilsin.
Sonuçta, sesli sohbet siteleri bir şey daha öğretiyor: arkadaşlık, göz göze değil, kulak kulağa olur. Ve o kulaklar, en samimi olanlar.
📝 Yorum Yap