Now TV, son yıllarda Türkiye’nin en çok konuşulan platformlarından biri oldu. Kayıp Şehir, Kızılcık Şerbeti, Güzel Aşklar Diyarı… Hepsi aynı soruyu sorduruyor: Neden bu kadar çok çıplak kadın? Neden her bölümde bir sahne, bir beden, bir bakış… Sanki hikâye değil, seyirciyi tutmak için et parçası sergileniyor.
İlk cevap basit: Reyting. Televizyonun eski kuralı, “gözün üstünde kalması” için cinsellik satmak. Ama Now TV’de bu, sadece bir strateji değil, bir formül haline geldi. Kadın karakterler, güçlü duruşlu diye tanıtılıyor: Doktor, avukat, öğretmen… Ama kamera, ilk fırsatta göğüs dekoltesine, bacaklara, ıslak saçlara zoom yapıyor. Güçlü kadın mı, yoksa güçlü bir erkek fantezisi mi? Seyirciye “bak, hem zeki hem seksi” deniyor. Ama bu, zekâyı değil, bedeni ön plana çıkarıyor.
İkinci sebep, yapımcıların korkusu. Kadınlar güçlü yazılınca, “izlenmez” diye düşünülüyor. O yüzden hikâye zayıf kalıyor, duygular yüzeysel. Bir kadın aşık olunca, hemen soyunuyor. Öfkeliyse, gömleğini yırtıyor. Acılıysa, duş sahnesi geliyor. Sanki duyguları ifade etmenin tek yolu çıplaklık. Bu, kadınları nesneleştiriyor: Karakter değil, vitrin.
Üçüncü nokta, erkek seyirciye hitap. Now TV’nin hedef kitlesi ağırlıklı erkek. Kadınlar da izliyor ama asıl para, “erkeklerin gözü”nden geliyor. Reklamlar, sponsorlar, abonelik… Hepsi o bakışa oynuyor. Kadın bedeninin çıplaklığı, bir pazarlama aracı. “Biraz daha soyun, reyting artsın” diyor yönetmen. Ama bu, kadın oyunculara da zarar veriyor: Rolü kabul etmek zorunda kalıyorlar, yoksa işsiz kalıyorlar.
Peki kadınlar neden kabul ediyor? Para, şöhret, baskı… Birçoğu “sanat” diye savunuyor. Ama sanat mı, yoksa sömürü mü? Gerçek sanat, bedeni değil ruhu anlatır. Bir kadının çıplaklığı, hikâyeye hizmet etmiyorsa, o sahnede hikâye yok demektir. İzleyici de farkında: “Yine mi?” diyor, ama yine de izliyor. Alışkanlık olmuş.
Sonuçta, bu çıplaklık döngüsü genç kızlara da zarar veriyor. Televizyonda gördükleri kadınlar, “başarı = seksapellik” diyor. Okulda, işte, sokakta… Kendilerini yetersiz hissediyorlar. “Ben neden böyle değilim?” diye düşünüyorlar. Oysa gerçek kadınlar, kıyafetli, terli, öfkeli, ağlayan… Çıplak değil, canlı.
Çözüm? İzleyiciyi eğitmek. Kadın karakterleri soyunmadan güçlü göstermek. Hikâyeyi bedene değil, kalbe bağlamak. Yapımcılar cesur olmalı: “Reyting düşse de, gerçek olsun.” Oyuncular da direnmeli: “Bu sahneyi yapmam.” Ve biz seyirciler… Uzaktan bakmayı bırakıp, “Yeter artık” demeliyiz.
Because, sonuçta, bir kadının değeri, çıplaklığında değil, hikâyesinde. Now TV bunu anlarsa, belki bir gün “güzel aşklar” gerçekten güzel olur.
📝 Yorum Yap