28 Şubat 2026'da, İran'ın Hormozgan eyaletindeki Minab kasabasında Shajareh Tayyebeh adlı bir kız ilkokulu, ABD-İsrail ortak hava saldırıları sırasında vuruldu. İran devlet medyası, 7-12 yaş arası 165'ten fazla kız çocuğunun öldüğünü, 95'inin yaralandığını açıkladı. Bu, İran'a yönelik son aylardaki en kanlı tek olay oldu.
ABD Savunma Bakanlığı önce "araştırıyoruz" dedi, sonra askeri kaynaklar Reuters'a "muhtemelen bizim füzemiz" diye sızdırdı. Pentagon hâlâ resmi sorumluluk almadı, İsrail ise sessiz. Uydu görüntüleri ve yerel videolar, enkazı gösteriyor: Kırık sıralar, dağılmış defterler, toz içinde kalan çocuk çantaları... Kurtarma ekipleri saatlerce çalıştı, ama çoğu enkaz altında kaldı.
UN uzmanları "kız çocuklarını sınıfta öldürmek için hiçbir bahane yok" diye kınadı. Al Jazeera ve Guardian, saldırıyı "savaşın en kötü sivil katliamı" olarak nitelendirdi. İran ise "soykırım" dedi, binlerce kişi sokaklara döküldü.
Sosyal medyada ise iş çirkinleşti. Almanya'da bir kadın, viral videoda "Trump, Epstein dosyalarındaki çocuk tecavüzü iddialarını örtbas etmek için yüzlerce İranlı kızı öldürttü" diye bağırdı. Epstein belgeleri yeni yayınlanmıştı – Trump'ın adı geçiyordu, ama bağlantı sıfır. Bu iddia, milyonlarca paylaşımda dolaştı; bazıları "katil Trump" diye hashtag açtı. Gerçekte ise saldırı, İran'ın nükleer tesislerine misilleme olarak başladı, okul "yanlış hedef" olabilir.
Ama bu "yanlışlık" mı? 165 çocuk öldü. Dünya izliyor: ABD-İsrail ittifakı, sivil kayıpları umursamadan mı ilerliyor? Çocukların kanı, politik hesapların üstünde mi akıyor?
Minab enkazı, sadece beton değil – masumiyetin mezarı. Fotoğraflarda görüyorsun: Yıkılmış duvarlar arasında kalan bir okul sırası, üstünde İran bayrağı renkli çanta... Bu görüntü, savaşın utancını anlatıyor.
📝 Yorum Yap