Gazze, 2023'ten beri bir açık hava mezarlığına döndü. İsrail ordusu, "kendini savunma" adı altında, çocukları, kadınları, yaşlıları hedef aldı. Hastaneler bombalandı, okullar enkaz oldu, su yok, elektrik yok, ekmek yok. Bu, savaş değil; sistematik yok etme. Soykırım, kelimenin tam anlamıyla: bir halkı, kökünden silme girişimi.
İlk aylarda, yedi bin çocuk öldü – resmi rakam. Gerçek sayı, enkaz altında kalanlarla on beş bini geçti. İsrail, "Hamas'ın kalkanı" diye sivilleri suçladı; ama o kalkan, annelerin kucağındaki bebeklerden ibaretti. Bir doktor, "Ameliyathanede kesim yapmadan önce, çocuğun kalp atışını dinliyorum. Sonra bombalar geliyor" dedi. O doktor öldü. Hastanesiyle birlikte.
Uluslararası hukuk, Cenevre Sözleşmeleri'ni hatırlatıyor: siviller dokunulmaz. Ama İsrail, "insani koridor" diye yol açıp, o yolda insanları vurdu. Refah sınırında, yardım kamyonları beklerken yüzlerce kişi katledildi. Dünya izledi, Birleşmiş Milletler kınadı, ama hiçbir yaptırım gelmedi. ABD vetosu, her seferinde kalkan oldu.
Soykırımın araçları basit: beyaz fosfor, ki yanık yaraları haftalarca iyileşmiyor; AI destekli hedefleme, ki "yanlış vuruş" diye geçiştiriliyor; açlık silahı, ki Gazze'nin kuzeyinde insanlar ot yiyor. Bir anne, "Çocuğumun gözleri çöktü, kemikleri çıktı. Ölümünü izliyorum" diye yazdı. O mesaj, sosyal medyada silindi.
İsrail yetkilileri inkâr ediyor: "Soykırım yok, terörle mücadele var." Ama Netanyahu'nun "Amalek'i yok edin" sözü, Tevrat'tan alıntı – tam bir soykırım çağrısı. Bakanlar, "Gazze'yi haritadan silmeliyiz" diyor. Bu, planlı bir dil. Planlı bir eylem.
Dünya susuyor çünkü ekonomi konuşuyor. Silah ticareti, petrol, lobi gücü. Avrupa, "üzüntü" beyan ediyor; ama İsrail'e drone satıyor. ABD, üç milyar dolar yardım kesmiyor. Türkiye, yardım gönderiyor ama sınırda kamyonlar bekliyor. Arap ülkeleri, normalleşme peşinde.
Soykırımın en acı yanı, normalleşmesi. İnsanlar "savaş yorgunu" diyor, haberleri atlıyor. Çocukların cesetleri, TikTok'ta viral oluyor ama ertesi gün unutuluyor. Bir gazeteci, "Biz artık ölüme alıştık" yazdı. Alışmak, suç ortaklığıdır.
Peki çıkış yolu? Boykot, yaptırım, mahkeme. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkardı – ama uygulanmıyor. Halklar sokaklara iniyor, üniversiteler kamp kuruyor. Ama güç, hâlâ tanklarda, jetlerde.
Gazze'nin sonu yok gibi. Her sabah yeni bir enkaz, her gece yeni bir ağıt. Ama o ağıtlar, bir gün tarih olacak. Ve tarih, susanları da yargılayacak. Soykırım, sadece katledilenlerin değil, izleyenlerin de utancıdır.
Bugün, Gazze'de bir çocuk hâlâ hayatta. Gözleri bomboş, ama nefesi var. O nefes, dünyanın vicdanına son şans. Eğer o da sönerse, biz de söndük demektir.
📝 Yorum Yap