İsrail'in "Filistinlilere İdam" Yasası: Ayrımcı Bir Adım mı, Yoksa Güvenlik Politikası mı?
Mart 2026'nın son günlerinde İsrail Parlamentosu (Knesset), uzun zamandır tartışılan bir yasayı kabul etti: Filistinli mahkûmlara, "İsrail'in varlığını sona erdirmeyi amaçlayan" cinayet veya terör suçlarında idam cezası verilmesi. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun da lehte oy kullandığı oylamada 62'ye 48 geçilen karar, uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı.
Yasa, teknik olarak sadece İsraillilere karşı işlenen "ölümcül saldırılar" için geçerli. Ancak uzmanlar, metnin öyle yazıldığını söylüyor ki, Yahudi aşırı sağcıların benzer eylemleri pratikte idam kapsamına girmiyor. İsrail'de son idam 1962'de Adolf Eichmann için uygulanmıştı; şimdi ise hedef açıkça Filistinli tutuklular. Şu an cezaevlerinde dokuz binden fazla Filistinli var – 350'si çocuk, 79'u kadın. Yeni düzenleme, itiraz süresi kısaltılarak 90 gün içinde infaz yolu açıyor.
Bu kararın arka planı, yıllardır süren çatışma. İsrail tarafı, "terörle mücadele" gerekçesiyle savunuyor: "Hamas ve benzeri grupların sivilleri hedef almasına karşı caydırıcı bir adım." Ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Amnesty International gibi kuruluşlar, yasayı "açıkça ayrımcı" ve "apartheid rejimini pekiştiren" bir adım olarak niteliyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk bile "uluslararası hukuka aykırı" diyerek iptal çağrısı yaptı.
Müslüman dünyasından tepki daha sert. Suudi Arabistan öncülüğünde sekiz ülke ortak bildiri yayınladı: "Bu, etnik temelli bir ölüm cezası." Türkiye'de ise sokaklara döküldü insanlar. Ankara'da yüzlerce araçlık konvoy, "İdam yasasına hayır" pankartlarıyla yürüdü. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Büyük bir insanlık suçu" dedi. Gazze'de ise protestocular, ellerinde tutuklu yakınlarının fotoğraflarıyla meydanları doldurdu.
Peki gerçekten ne değişecek? İsrail zaten idam cezası uygulamıyordu ama şimdi yasal zemin hazır. Eleştirmenler, "Bu, işkenceyle ölümleri resmileştirme" diyor. Son yıllarda cezaevlerinde 98 Filistinlinin öldüğü raporlandı – çoğu işkence iddiasıyla. Yeni yasa, bu ölümleri "hukuki" kılıfa sokabilir.
İsrail iç politikası da belirleyici. Netanyahu'nun koalisyonu, aşırı sağcı partilerin baskısıyla hareket ediyor. Muhalefet ise "demokrasiye darbe" diyor ama sesleri zayıf kalıyor. Avrupa Birliği'nde yaptırım konuşuluyor: Ortaklık Anlaşması'nı askıya alma önerisi masada.
Sonuçta bu yasa, çatışmanın yeni bir evresi. Müslümanlar için "dini ve etnik temizlik" algısı yaratıyor; İsrail için ise "hayatta kalma mücadelesi". Gerçek şu: Cezaevlerindeki Filistinliler artık sadece mahkûm değil, potansiyel idamlık. Ve dünya, bu ayrımcı çizgiyi ne kadar tolere edeceğini görmek zorunda.
Güngör, umarım beğenirsin. İstersen uzatırım ya da başka açıdan yazarım.
📝 Yorum Yap