SesLiDostum.Com, SesliSohbet, SesliChat, SesliSiteler
Facebook
Instagram
Twitter
YouTube
İMPARATOR
İMPARATOR
WebDevaloper
İMPARATOR
İMPARATOR
Site Kurucusu
Online Destek
Skype
Video Chat
Uygulama İndir

Heyelan

İMPARATOR
23 Mart Pazartesi 21:09
1 Görüntüleme

Marmara Adası, Marmara Denizi'nin ortasında sakin bir ada gibi görünür ama içindeki Saraylar Mahallesi, Türkiye'nin en eski mermer yataklarından biri. Burası, antik Yunan'da Prokonnesos diye anılırdı; M.Ö. 7. yüzyıldan beri beyaz damarlı taşlar burada kazılıyor. Roma İmparatorluğu'nun hamamları, Bizans'ın Ayasofya sütunları, Osmanlı saraylarının zeminleri... Hepsi bu adanın karnından çıktı. Saraylar Mahallesi'ne adım attığında, devasa açık ocaklar karşına çıkıyor: kat kat yığılmış beyaz bloklar, rüzgârda toz kalkıyor, makineler uğulduyor. Ama bu güzellik, altında göçüklerin acısını taşıyor.

Tarih boyunca risk hep vardı. Antik dönemde işçiler el baltası, ip ve kaldıraçla çalışırdı; çatlak bir kaya, tonlarca mermer kopup aşağı yuvarlanırdı. Arkeolojik kazılarda, 3 bin yıllık kesim izleri hâlâ duruyor ama o dönemden kalan göçük kayıtları yok – muhtemelen "kader" diye geçiştirilmiş. 1912'de ilk fabrika kuruldu: İngiliz-Belçika ortaklığı, buharlı katraklar, sekiz testere... Saraylar'ın limanında, Mermercik'te. Fabrika 1930'a kadar çalıştı, sonra yerli ellere geçti. O zamanlar da kaza çoktu; dinamit yerine manuel kesim olsa bile, yamaçlar dengesizleşince bloklar devrilirdi.

Günümüze gelince, tehlike değişmedi – sadece büyüdü. 24 Kasım 2024'te, Saraylar'da Ediz Öztürk'e ait ocakta toprak kayması oldu. Tonlarca mermer bloğu, işçilerin üstüne çöktü. Ahmet Özmen (34) ve Mustafa Dak (55) göçük altında kaldı; biri hemen öldü, diğeri saatler sonra enkazdan çıkarıldı. Kameralar her şeyi kaydetti: toz bulutu, bağırışlar, sonra sessizlik. Kurtarma ekipleri gece boyunca çalıştı, Sahil Güvenlik botları geldi. İki işçi Kastamonu'dan gelmişti, gurbetçi. Ocağın sahibi AKP'li ilçe başkanıymış, diyorlar; denetim zayıf, ihmaller zinciri.

Neden göçük? Jeoloji basit: Ada mermeri kırılgan, çatlak dolu. Tel kesim, patlatma, ağır makineler titreşim yaratıyor. Bir anlık dengesizlik, duvar yıkılıyor. 15 işçi çalışıyormuş olaydan iki saat önce, sonra birden boşalmış. Sendikalar "önlem alınmıyor" diyor: sensör yok, destek ağı eksik, eğitim yetersiz. Maliyet düşük tutmak için risk alınıyor. Oysa aynı ocaklar, İstanbul'un lüks otellerine taş gönderiyor – beyaz, pürüzsüz, parlak. Saraylar'ın mermeri hâlâ talep görüyor ama fiyatı insan hayatı.

İronik olan şu: Adanın adı "Marmara" buradan geliyor, mermer demek. Saraylar Mahallesi ise Osmanlı'dan kalma isim; belki eski saray kalıntıları varmış. Şimdi ise o saraylar yok, yerine ocaklar var. Antik sütun tamburları hâlâ duruyor, 4 metre çapında dev bloklar – ama yanında modern enkaz yığınları. 2024 faciası, hafızalara kazındı: tozlu yamaçlar, kızıl ışıkta parlayan kurtarma araçları, ağlayan aileler.

 

Önlem mümkün: Jeolojik harita, çelik destek, alarm sistemi, zorunlu eğitim. Bilecik'te denendi, risk yarıya indi. Ama Saraylar'da hâlâ aynı döngü: taş çıkar, hayat gider. Ada sessiz, deniz mavi, ama o mermerler kanla yıkanmış. Saraylar Mahallesi'ne bakınca düşün: Bu beyaz taşlar kimlerin sarayını süslüyor? Ve altında kim kaldı?

Etiketler:

📝 Yorum Yap

💬 Yorumlar