X kuşağı, 1965-1975 arası doğanlar. Analog dünyadan dijitale geçişin tanıkları. Çocukluklarında televizyon, kasetçalar, telefon kulübesi vardı. İnternet çıkınca “vay be” dediler, ama bugünkü gibi bağımlı olmadılar. İş hayatına girerken 80’ler krizi, 90’lar küreselleşmesiyle karşılaştılar. İstikrar aradılar, ama şirketler sadakati bıraktı. “Benim işim, benim kariyerim” dediler, emeklilik hayali kurdular. Bugün 50’li yaşlarda, hâlâ çalışıyorlar; çünkü maaş yetmiyor, emeklilik erken. Çocukları Z kuşağı, torunları Alfa. Onlar “eski kafalı” deniyor ama aslında çok uyumlu: WhatsApp kullanıyor, Netflix izliyor, ama “eskiden her şey daha güzeldi” diyorlar. Müzik zevkleri rock, pop, arabesk karışımı. Evlilikte, ailede “sorumluluk” kavramı hâlâ güçlü. Boşanma oranı yüksek, ama “bir daha olmaz” diyorlar. Ekonomik olarak ortada kaldılar: ne zengin, ne fakir. Emeklilikte “biraz tatil, biraz torun” hayali kuruyorlar. Eleştiriler var: teknolojiye geç uyum, değişime direnç. Ama gerçek şu: onlar köprüydü. Baby boomers’ın kurduğu sistemi Z’ye taşıdılar. Hem çalışkan, hem yorgun. Hem nostaljik, hem gerçekçi. X kuşağı, “bizim zamanımız geçti” derken bile hâlâ ayakta. Ve hâlâ, en çok güvendiğimiz nesil.
📝 Yorum Yap